Marcel Dzama: Hayal Gücünün Satranç Tahtası Pera Müzesi’nde! (17 Ağustos’a Kadar)

Pera Müzesi, çağdaş sanatın en sıra dışı zihinlerinden birine, Marcel Dzama’ya ev sahipliği yapıyor. Bu, Dzama’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi ve oldukça iddialı: Rüyalarla başlayıp distopyalarla yüzleştiğimiz, müzikle dans eden ama savaşı da unutmayan bir görsel evren!

Küratörlüğünü sanat dünyasının asi gözlemcisi Alistair Hicks‘in üstlendiği sergi, Dzama’nın renkli düşler âleminden yola çıkarak kötü yönetimler, çevresel çöküş ve savaş gibi günümüzün sert gerçeklerine uzanan çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Dikkat: Bu sergide sıradan hiçbir şey yok!

Kanada’nın Winnipeg şehrinden çıkıp New York’un sanat dolu sokaklarına ulaşan Dzama, eserlerinde popüler kültür ikonlarını, güncel siyasetin tanıdık yüzlerini ve sanat tarihine saygı duruşlarını tek potada eritiyor. Ancak yüzeydeki oyunbazlık seni yanıltmasın – yakından bakınca mitoloji, klasik sanat, politik semboller ve tuhaf ama tanıdık bir evrensellik saklı.

Resim, çizim, video, heykel… Ve evet, Raymond Pettibon’la ortak üretimlere kadar uzanan geniş bir mecra yelpazesinde çalışan Dzama, Duchamp’dan devraldığı satranç metaforu ile zihinleri kışkırtıyor. Onun için satranç, sadece strateji değil; tıpkı sanat gibi, direnişin ve yaratıcılığın bir biçimi.

Sanatçının eserleri bazen alaycı bir umut barındırıyor, bazen de seyirciye göz kırparak “Dünya delirmiş olabilir ama hâlâ dans edebiliriz,” diyor. Bu sergide savaşın gölgesinde dans eden maskeli figürler de var, çevre felaketlerine direnen hayalet karakterler de.

Kültürlerarası etkileşim, derinlikli mizah, büyülü gerçekçilik ve bol bol “bu ne şimdi?” dedirten sürprizlerle dolu Marcel Dzama: Gönülçelenler Alemi, izleyeni sadece bakan değil, düşünen bir izleyiciye dönüştürmeyi vaat ediyor.